Dt. Tülay AKKOL

Denizli Diş Hekimi Tülay Akkol

Diş Hekimi

1992 yılında Gazi Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun oldu. 1994 yılında Denizli de serbest muayenehaneciliğe başladı.ABD Las Vegas Instütüde Diş Hekimliğinde Lazer Eğitimi aldı. Gerek yurt içi gerekse yurt dışında olmak üzere (İtalya, Almanya, Kore, Singapur, İngiltere) İmplant Cerrahisi ve Estetik Diş Hekimliği konusunda ileri eğitimler aldı. Okul yıllarında ve sonrasında klinik çalışmaları sırasında 50’yi aşkın kongre, kurs, bilimsel seminer ve toplantılara katılımları olmuştur.

Hekime Ait Yazılar
Stres dişlerin de düşmanı! 
Modern hayat ve gittikçe ağırlaşan iş-sosyal yaşam şartları birçok kişide bazı sağlık problemlerine yol açabiliyor
Özellikle istemsizce diş sıkma ya da gıcırdatma (bruksizm) gibi sorunlar sıklıkla yaşanabiliyor. Gün boyu zorlu ve stresli işlerde çalışan ya da yapı olarak sinirli ve kaygılı olan kişilerin büyük çoğunluğunda bu rahatsızlıklar görülebiliyor.  Hastalar durumun farkında olmadıklarında ise bu durum kronik hale gelebiliyor. Erken tedavi edilmediği takdirde ise çenede kitlenmelere, anatomik bozukluklara, baş ağrısına ve diş kayıpları gibi ciddi sorunlara neden olabiliyor.
“Hastalar yaşamlarındaki stres ile baş edebilirse ve mevcut durum çok ilerlemediyse, çene eklemi rahatsızlıklarında geri dönüşüm mümkündür.”
Öncelikli hedef; farkındalık yaratmak Diş sıkma alışkanlığı olan hastaların çoğunluğu bu durumun farkında olmaz. Hastaların erken dönemde hekime başvurma sebebi genellikle sabah uyanıldığında hissedilen yüz ağrılarıdır. İleri dönemde ise çeneyi açmada kısıtlılık, kilitlenme, eklem sesleri, anatomik bozukluklar, dişlerde aşırı hassasiyet, dişlerde sallanma, yanak bölgesinde tahriş, baş ağrısı, diş kırıkları ve kayıpları gibi şikâyetler oluşabilir. Diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı ciddi bir sağlık problemi olduğundan erken teşhis ve tedavi edilmezse hastanın yaşam kalitesi ve genel vücut sağlığı büyük ölçüde etkilenir
Gece diş gıcırdatma olayı bilinçli olarak yapılmaz. Bilinçaltından gelen uyarılar ile yapılan gıcırdatma süresince hasta, gün içinde uyguladığı yüklere göre çok daha fazla şiddette ısırma kuvveti uygular. Durumun teşhisinde muayene, hasta şikâyetleri ile birlikte çene eklemi bölgesinden alınan radyolojik görüntüler değerlendirilir. Tabi öncelikle uzman hekimin durumu hastası ile paylaşması ve konuyla ilgili bilgi vermesi gerekir. Yapılan çalışmalarda diş gıcırdatma probleminin tespit edilen en önemli sebebinin; gün boyunca yaşanılan stres olduğu tespit edilmiştir.
Stres en önemli etken Hayatın belirli dönemlerinde insanlar sorumluluklarından bunalabilir ve sıkıntılar yaşayabilir. Sınav dönemindeki öğrenciler, boşanma arifesindeki eşler, yeni iş girişiminde bulunan kişiler, işte veya evde huzursuzluk yaşayan bireyler bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Ancak hastalar yaşamlarındaki stres ile baş edebilirse ve mevcut durum çok ilerlemediyse, çene eklemi rahatsızlıklarında geri dönüşüm mümkündür.  Etken bulunmadan tedavi zor Çene eklemi problemleri yavaş yavaş artan ve belli bir süreci olan problemlerdir. Hastalara bu sorun ile ilgili bilgi verilirken, problemin bir günde oluşmadığını, tedavinin de bir günde olamayacağı uzman hekim tarafından mutlaka belirtilmelidir. Çene eklemi problemlerinde iyileşme süreci zaman alacağından hastaların sabırlı olmaları şarttır. Akut kas spazmı gibi durumlarda, kas gevşetici kullanımı ve sıcak tedavisi uygulaması hastaları rahatlatabilir. Ancak rahatsızlığa sebep olan etken tamamen ortadan kalkmaz. Hasta dişlerini gıcırdatmaya devam ederse, problem de devam eder. Bu sebeple tedavide dikkat edilen en önemli unsur; diş gıcırdatmaya neden olan faktörü ortadan kaldırmaktır. var olan sebep ortadan kaldırıldıktan sonra da, problem kademeli olarak azalacaktır
Tedavide yardımcı ekip: Gece koruyucuları ve plaklar Diş sıkma ve gıcırdatma problemi için uygulanan bazı tedavi yöntemleri vardır. Bunlar dişlerin birbiriyle olan temasını engellemek için kullanılan plaklar ya da gece koruyucuları olarak adlandırılan apareylerdir. Bu apareyler diş gıcırdatmalarının semptomatik tedavisinde kullanılan önemli materyallerdir.  Plaklar sadece diş sıkma problemi olan hastalara verilir. Bu hastaların henüz yüz kaslarında ya da çene eklemi bölgesinde şikâyetler başlamamış ise sıkmanın şiddetiyle oluşabilecek zararlar şeffaf plaklar ile azaltılabilir. Gece koruyucuları ise, uykudan önce ağza takılarak gıcırdatma eylemini engellemeye yönelik kullanılır. Bu koruyucular var olan sorunu tamamen ortadan kaldırmaz ancak gıcırdatma sebebiyle oluşan olumsuz etkileri azaltabilir. Ayrıca dişlerin daha ileri aşamalarda aşınarak zarar görmesini de engeller. Gece koruyucuları sayesinde hastanın alt ve üst dişlerini birbirine çarpmaz ve gıcırdatma yapılamaz. Bunların yanı sıra akrilik koruyucular ve plaklar da vardır. Bu apareyler gıcırdatmanın neden olduğu çene eklemi deformasyonlarının belirtilerini ortadan kaldırabilir. Apareyler sert akrilik plastik malzemeden üretilirler
Okluzal Splintler ile çene problemlerine son!  Diş sıkma, gıcırdatma ya da farklı bir nedenden dolayı ağız hareketlerinde kısıtlılık, çene eklemi ve yüz kaslarında ağrı, çene ekleminde tıkırtıya benzer sesler oluşuyorsa, bu durum çene eklemi hastalığı olarak kabul edilir. Bu aşamada ise uygulanan tedavi okluzal splint (aparey) yöntemidir. Tabi hastanın mevcut durumuna göre uygulanması gereken farklı çeşitleri de bulunmaktadır. Bu nedenle uzman hekimin hastaya doğru teşhisi koyarak uygun splint tedavisine başlaması gerekir. Tedavi aşamasında hastadan alınan çene kayıtları ile beraber, sert akrilik materyalinden bir plak hazırlanır. Plağın 2 temel görevi vardır. Birincisi hastanın gece sıkma alışkanlığını durdurmak, ikincisi ise sıkma oluşursa bile eklemlerin ve dişlerin bu durumdan zarar görmesini engellemektir. Her plak, hastaya uygun olmayabilir. Bu sebeple uzman hekim, hastanın çene hareketlerini dikkate alarak aparayde aşındırmalar veya ilaveler yapmalıdır. Sonrasında ise hazırlanan apareyi kullanan hasta belirli dönemlerde kontrol edilerek tedavi süreci değerlendirilir. Tedavi edilmeyen çene eklemi problemleri, ileri boyuta ulaştığında, aparey ile beraber cerrahi tedaviler de gerekebilir.

Diş sıkma (bruksizm) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketleriyle kendini gösteren parafonksiyonel (fonksiyon dışı) alışkanlıklar “Alt ve üst çenedeki dişlerimizin çiğneme ve yutkunma fonksiyonları dışında karşılıklı temasa gelmemesi gerekir.
Çiğneme ve yutkunma dışında oluşan diş temasları parafonksiyon (istenmeyen fonksiyonel hareketler) olarak kabul edilir. Bruksizm (diş sıkma, diş gıcırdatma) gece veya gündüz çiğneme ve yutkunma dışında gösterilen diş sıkma davranışıdır. Toplumumuzda da sıklıkla görülen bu rahatsızlıktan çoğu zaman hastanın kendisinin de haberi olmamaktadır”
Yüzünüzün şekli bozulabilir Diş sıkma alışkanlığının iki ana nedeni “Bunlardan ilki stres; ikincisi ise kapanış bozukluğudur. Peki diş sıkma alışkanlığının sonucu olarak olumsuz ne gibi durumlarla karşı karşıya gelebiliriz? Dişlerde aşınma ve sızlama oluşur. Dişlerde çatlak, kırık ve yer değiştirme görülebilir. Yanağın iç yüzünde beyaz çizgiler oluşur ve dilin etrafında dişlerin izleri görünür. Baş boyun ve yüz kaslarında ağrı oluşur. Alt yüz yüksekliği düşer, çene ucu ve burun ucu birbirine yaklaşır ve daha yaşlı bir görünüm oluşur. Alt çene zamanla öne doğru yer değiştirir ve konkav (iç bükey) profil görüntüsü oluşur. Yüz köşeli ve kare şeklinde görünür”
Gece koruyucuları kullanmak çok önemli Diş sıkma alışkanlığının geceleri kendini gösterse de ileri vakalarda gündüz de aynı fonksiyonel bozukluğun görüldüğünün tespit edildi “Diş sıkma tedavilerinin amacı; dişlerde ve çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmaktır. Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan “gece koruyucuları”, diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır.
Ancak gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir. Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir. Bu tedaviler; stres terapisi, rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, kas gevşetici ilaç uygulaması, hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamalarıdır. Gece plağının yanı sıra günümüzde diş sıkma tedavilerinde en çok kullandığımız yöntemlerden biri de botoks uygulamalarıdır”
Dişlerini sıkanların yüz şekilleri değişiyor
Diş sıkmanın genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketleriyle kendini gösteren fonksiyon dışı alışkanlıklar “Alt ve üst çenedeki dişlerimizin çiğneme ve yutkunma fonksiyonları dışında karşılıklı temasa gelmemesi gerekir. Çiğneme ve yutkunma dışında oluşan diş temasları parafonksiyon (istenmeyen fonksiyonel hareketler) olarak kabul edilir. Bruksizm (diş sıkma, diş gıcırdatma) gece veya gündüz çiğneme ve yutkunma dışında gösterilen diş sıkma davranışıdır. Toplumumuzda da sıklıkla görülen bu rahatsızlıktan çoğu zaman hastanın kendisinin de haberi olmamaktadır”
Diş sıkma alışkanlığının iki ana nedeni “Bunlardan ilki stres; ikincisi ise kapanış bozukluğudur. Peki diş sıkma alışkanlığının sonucu olarak olumsuz ne gibi durumlarla karşı karşıya gelebiliriz? Dişlerde aşınma ve sızlama oluşur. Dişlerde çatlak, kırık ve yer değiştirme görülebilir. Yanağın iç yüzünde beyaz çizgiler oluşur ve dilin etrafında dişlerin izleri görünür. Baş boyun ve yüz kaslarında ağrı oluşur. Alt yüz yüksekliği düşer, çene ucu ve burun ucu birbirine yaklaşır ve daha yaşlı bir görünüm oluşur. Alt çene zamanla öne doğru yer değiştirir ve konkav (iç bükey) profil görüntüsü oluşur. Yüz köşeli ve kare şeklinde görünür. Diş sıkma alışkanlığı geceleri kendini gösterse de ileri vakalarda gündüz de aynı fonksiyonel bozukluğun görüldüğü tespit edilmiştir”
Diş koruyucusu kullanmak gerekir Diş sıkma tedavilerinin amacının dişlerde ve çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmak “Diş hekimi tarafından uygulanan, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilerek kullanılan ‘gece koruyucuları’, diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Ancak gece koruyucularının çoğunlukla tek başlarına yeterli olamayabilmektedir. Bu nedenle hastalığın sergilediği tabloya göre gece koruyucularının yanında bazı ek tedavilerinde uygulanması gerekmektedir.
Bu tedaviler; stres terapisi, rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, kas gevşetici ilaç uygulaması, hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamalarıdır. Gece plağının yanı sıra günümüzde diş sıkma tedavilerinde en çok kullandığımız yöntemlerden biri de botoks uygulamalarıdır”
Estetik bir diş hekimi çenenizden diş etinize, diş renginizden dişinizin boyutuna kadar bir bütün halinde dişlerinizi tasarlayabilir Gülüş tasarımı yüzünüzün görünümünü, cilt tonunuzu, saç renginizi, dişinizi (renk, genişlik, uzunluk, biçim ve diş görünümü), diş eti dokunuzu ve dudaklarınızı; ideal gülüşünüzü geliştirmek için ele alır. Gülüş tasarımı pek çok nedenle yapılır ve size ait olan hususlara göre düzenlenir. Gülümsemeniz ya da dişlerinizle ilgili beğendikleriniz ve beğenmedikleriniz neler? Estetik diş hekiminizin sizinle beraber gözden geçireceği ve bir gülümseme makyajıyla geliştirilebileceği bazı gülüş özellikleriniz aşağıdakiler olabilir: Diş rengi: Gümüş ya da amalgam diş dolguları, doğal diş rengiyle aynı kompozit restorasyonlarla yer değiştirebilir.Bu arada diş beyazlatma da lekeli dişlerinizin rengini düzeltebilir. 

Diş rengi ve tarama, çeşitli prosedürlere hazırlanırken ve bunlar değerlendirilirken işe yarayan önemli hususlardır; bu prosedürler arasında porselen dişler, köprüler, kompozit birleştirme ve diş implantları yer almaktadır. Dişinizin rengini ele alırken, koyu ya da rengini kaybetmiş dişlerin yaşlı bir ağız anlamına geldiğini unutmayın. İyi biçimlenmiş parlak ve beyaz dişlerden oluşan bir gülümseme daha genç bir görünüm demektir. Diş hekiminizin diş beyazlatma için seçtiği ton, yüz ve saçınızın rengi ve tonuyla alakalı olarak dikkatlice ele alınır.
EKSİK DİŞLER TAMAMLANIR 
Hizalama ve mesafe bırakma: Eğri büğrü olan, birbirinin üstüne geçmiş ya da aralarında boşluk olan dişler; ortodonti ya da Invisalign aracılığıyla düzeltilip hizalanabilir ve kaplamayla geliştirilebilir. Kayıp dişler: Bir ya da daha fazla diş eksikliğinde gülümsemeniz, görünümünüzü olumsuz etkileyebilir, aynı zamanda ısırmanızı etkiler ve çürümelere neden olabilir. Bunların yerine yenilerini koymak, ağız sağlığının ve yüz estetiğinin önemli bir parçasıdır. Eksik olan dişler; implantlarla, köprülerle veya takma dişlerle değiştirilebilir. Uyum ve denge: Eşit olmayan, kırık ya da çatlak dişler daha güzel bir görünüm için estetik olarak birleştirilebilir ve gülüşünüzün genel kontuvarını iyileştirmek için düzeltmeler yapılabilir.
Dolgun dudaklar, gülüşler ve yanaklar: Biçimsiz veya yaşlanan bir yüz, gülüş tasarımı kategorisindeki belli başlı prosedürlerle geliştirilip yenilenebilir; ortodonti ve/veya ağız çene ve yüze ilişkin cerrahi de buna dahildir. Estetik diş hekimi sizinle beraber çalışarak bu süreçte tam olarak neyi elde etmek istediğiniz hususunda bir plan tasarlayacaktır. Gülüşünüzün estetik sınırları içinde dişlerinizin renk, hizalanma ve dengesine ek olarak (güldüğünüzde görünen üst ve alt diş kısımları); estetik diş hekiminizin dikkate alacağı ve gülüş tasarımını ona göre yapacağı başka unsurlar da vardır. Bunlar arasında şunlar yer alır: Diş uzunluğu: Uzun dişler, kişiye daha genç görünüm katarlar. Yaşlandıkça yıpranmalar artar ve dişleriniz kısalır; yine diş etinin gülünce fazla görünmesi de dişlerinizin daha kısa görünmesine neden olabilir. Kısa dişler için gülüş tasarımı tedavisine; öndeki iki orta dişin, kompozit birleştirme ya da porselen kaplamalarla yeniden biçimlendirilip uzatılması dahildir. Eğer gülüşünüz dişlerinizi kaybetmişsiniz gibiyse, estetik diş hekiminiz diş eti çizgisini düzenleyecek bir tedavi sunacak ve lazer dişçilik prosedürlerini kullanarak dişlerinizin görünümünü uzatacaktır. Gerekliyse, dişlerinizin üst kısmının uzatılması için de bir periodontiste başvurabilirsiniz.
GÜLÜMSEME ÇİZGİSİ DENGELİ OLMALI 
Gülümseme çizgisi: Gülümseme çizgisi, üst kısımdaki dişlerinizi bir yandan diğer yana doğru takip eden bir çizgidir ve gülümsediğinizde alt dudağınızın kıvrımıyla aynıdır. Bu standart referans noktası, gülüş tasarımı için yeni dişlerinizin ne kadar uzun olacağını belirlemenize yardımcı olabilir. Diş oranları: Estetik diş hekiminiz dişlerinizi muayene ederek, birbirleriyle doğru bir orantı içinde olup olmadıklarını belirleyecektir. Pek çok kişi, gerçekten güzel bir gülüşün orta ön dişlerden birinin öne çıktığı ve 5’e 4 genişlik-uzunluk oranında olduğunu söyler. Bu oranlama, diğer dişlerin genişliğini ve uzunluğunu da estetik sınırlara yönlendirir ve gülümseme çizgisi dengeli durur. Diş dokusu ve karakterizasyonu: Gülüş tasarımı yapan estetik diş hekimleri, işlevsellikle estetiği harmanlarlar. Sanatçı bir diş hekimi üst dişlerinizi ya da kaplamalarınızı daha dişi ya da daha erkeksi bir görünüme ulaştırmak için gerekli çalışmayı yapar; doğal diş görünüşünü aynı fotoğraflarda gördüğünüz hale getirebilirler.
GÜLÜŞ TASARIMI TEDAVİSİ PLANLAMA VE İZLEMESİ 
Estetik diş hekiminiz; dişlerinizi, diş etlerinizi, destek yapınızı ve diğer unsurları kapsamlı biçimde değerlendirecek ve gülüş tasarımı için uygun olup olmadığınızı belirleyecektir. Eğer değerlendirmeler sonrasında; yanlış hizalanmış çene yapısı veya diş eti kanaması gibi bir ağız sağlığı probleminiz olduğu sonucuna varılırsa, gülüş tasarımı öncesinde bir tedaviden geçmeniz gerekebilir. Kötü çene yapısı tedavisi genelde dişlerin çoğunu ya da tümünü içerdiğinden; buna tam ağız rekonstrüksiyonu ismi verilir. Tam ağız rekonstrüksiyonu uzun sürse de, hastalar ortaya çıkan dönüşümden çok memnun kalıyorlar.
GÜLÜŞ TASARIMI İÇİN ÖN İZLEME YAPILIR 
Gülüş tasarımı sürecinin entegre bir parçası da, tedavi başlamadan önce potansiyel sonuçların değerlendirilmesidir. Estetik diş hekimleri, gülüşünüzde bekleyebileceğiniz değişiklikleri göstermek için size çeşitli diş teknolojileri sunabilirler. Örneğin; kaplamalar ve diş üstleriyle ilgili ağız sağlığı değerlendirmesi esnasında; estetik diş hekiminiz, diş laboratuvarı teknisyeniyle sizin prosedürünüzün gerekliliklerini görüşebilmek için bir kompozit modelden geçici diş oluşturabilir. Geçici modeller sayesinde, önerilen tedavi planıyla ortaya çıkacak sonucu görmeniz de sağlanır.
Diş çürügü tespit edildikten sonra, tedavisinin zaman kaybedilmeden yapilmasi gereklidir. Dis çürüklerinin tedavisi dolgu ile yapilir. Dolgu, çürügün temizlenmesini takiben, estetik ve fonksiyonun saglanabilmesi amaciyla, olusan boslugun uygun maddelerle kapatilarak, dişe çürümeden önceki dogal biçimini vermeye yönelik bir uygulamadir.
Kullanilacak dolgu maddesi seçilirken disin konumu ve islevi göz önünde bulundurulur. Çigneme islevi temel olarak azi disleri bölgesinde gerçeklestigi için, bu disler daha fazla basinca maruz kalir. Bu nedenle azi dislerine dolgu yapilirken, ön dislere göre daha dayanikli dolgu maddelerinin kullanilmasi gerekir. Ön dislerde ise, mümkün oldugunca dolgunun fark edilmemesi için, disin rengiyle uyumlu renkte bir dolgu maddesi tercih edilir.
Çürügü tespit edildikten sonra, tedavisinin zaman kaybedilmeden yapilmasi gereklidir. Dis çürüklerinin tedavisi dolgu ile yapilir. Dolgu, çürügün temizlenmesini takiben, estetik ve fonksiyonun saglanabilmesi amaciyla, olusan boslugun uygun maddelerle kapatilarak, dise çürümeden önceki dogal biçimini vermeye yönelik bir uygulamadir. Kullanilacak dolgu maddesi seçilirken disin konumu ve islevi göz önünde bulundurulur. Çigneme islevi temel olarak azi disleri bölgesinde gerçeklestigi için, bu disler daha fazla basinca maruz kalir. Bu nedenle azi dislerine dolgu yapilirken, ön dislere göre daha dayanikli dolgu maddelerinin kullanilmasi gerekir. Ön dislerde ise, mümkün oldugunca dolgunun fark edilmemesi için, disin rengiyle uyumlu renkte bir dolgu maddesi tercih edilir.

KOMPOZİT DOLGULAR (DİŞ RENGINDEKI DOLGULAR)
Kompozit dolgular çürük, kirik veya estetik amaçli olarak, dislerin tedavisinde kullanilabilen disin kendi rengini taklit edebilen dolgulardir. Ilk gelistirildiklerinde sadece ön dislerde kullanilmalarina ragmen , zamanla çigneme kuvvetlerine dayanikliligi arttirilip, asinma miktarlari azaltildigi için, artik arka dislerde de kullanilabilmektedir. En önemli avantajlari estetik olmalaridir.
Dolgu yapildiktan sonra hemen cilalanabilirler. Oysa amalgam dolgularin cilasi için 24 saat sonra tekrar bir seans ayrilmasi gerekir. Kompozit dolgular sadece çürük sonucu olusmus kavitelerin restore edilmesi için kullanilmaz ayni zamanda hastanin görünümünden memnun olmadigi durumlarda disin renginin ve formunun degistirilmesi için de kullanilabilir. Bu dolgular tabaka tabaka uygulanir ve özel bir isik kaynagi ile sertlestirir. Amalgam dolgulara göre yapimi daha uzun sürer. Fiyati amalgama göre daha pahalidir ve zaman içerisinde dolguda renklesme ve asinmalar görülebilir.

PORSELEN INLAY-ONLAY DOLGULAR
Porselen dolgular laboratuarda hazirlanan üstün estetik ve dayanikliliga sahip dolgulardir. Dolgu için sekillendirilmis oyugun (kavite) ölçüsü alindiktan sonra, laboratuarda porselenden hazirlanir ve dise yapistirilir. Özel teknik ve çok hassas çalisma gerektirirler. Kompozit dolgulara göre, uygulandiklari dis ve komsu disler ile çok daha uyumludur. Ayrica bu porselenler disin sertligine en yakin ve diseti ile en uyumlu malzemelerdir. Özellikle cigneme yükü olan dislerde ve büyük madde kayiplarinda, kompozit dolgu veya kuron(kaplama) yerine tercih edilebilirler.

Proje Kategorileri